By A Web Design

İblis'in militanları

 

İblis'in görünen ve görünmeyen askerleri vardır. İnsanoğlunun kabusu olan bu militanların zamanı ve mekanı yoktur. Cuma namazında yanında saf tutan biri, gece olduğunda tüm kahpeliğiyle arkandadır. Hançeri yediğinde, yüzünü dahi göremezsin.

Terörist, şeytanın insana bürünmüş hali olup, iblisin eli silah tutan neferidir. Bir çok kategoriye ayırıp incelenebilir. En tehlikelisi münafık grubudur. Çünkü bu nifak odaklarının kutsalı yoktur. İnanç sistematiği takiye olup, tanrıları şeytandır. Peygamberleri hasta ruhlu, beyni sulanmış iblisin baş askeridir. Allah'ın ayetlerini tahrif etmekte, militanlarını maddi-manevi uyuşturucularla zehirlemekte, akıllarını alıp iblise asker yazmaktadır.

Yeryüzünü tımarhaneye çevirip akılsız militanlarını cennet vaadiyle eteğine toplamış baş asker, parmak şıklatmasıyla fareleri denize süren kavalcı misali peşinden sürüklediği itleriyle cami duvarına işedi. Köpeklerin vatanı olmadığından töreyi ayaklar altına aldı, milletin inanç değerleriyle alay etti. Vatandaş ayağa kalkıp, çakal sürüsüne attığı tokadın sesi dünyada yankılanınca, fantezi kazığına oturmuş ebleh misali gözleri faltaşı gibi açıldı. Hak ile batılın savaşı bir kez daha tekerrür edip iyiler kazanınca girecek delik arayan hamam böcekleri gibi sağa sola kaçıştılar. Hallerinden yedikleri boku hazmedemedikleri belli oldu.

Sırtlanlar gibi saldırıp, zayıf düşürmeye çalışanların amacı binlerce yıllık çınarı operasyona hazır hale getirmekti. Böylelikle er meydanında alt edemedikleri bu ülkeyi kahpe pusularla çakal sofralarına meze yapacaklardı.

İçlerinde kalan intikam ve kinin esirleri, maşa olarak kullandıkları iblisin bir kez daha çuvalladığını gördüler. Ellerinde çatal, hevesleri kursaklarında kala kaldılar. Dost gözükenlerin yarım ağız kınamaları ve köpeklerini savunmaları bundandır.

Kurşuna kafa atan, tankın önüne yatanlar İstiklal Marşı'nı yeniden yazarken, kalpleri mühürlenenler yaşanılanları anlayamayacaktır elbette. Tiyatroya benzetip sıyrılmaya çalışanlar, bu dünyanın bir sahne olduğunu ne çabuk unuttular. Filmin sonunda herkesin öleceğini, hesap gününün geleceğini nasıl sakladılar. Bu nasıl akıl tutulmasıdır ki insanların gözlerinin içine baka baka yalan söyleyebildiler. Bu sebeple, onca silah ve teçhizata rağmen başarılı olamadılar ve halkın tokadını yiyince sokak köpekleri gibi başları eğik kaçıştılar. 

15 Temmuz bir turnusol kağıdıdır. Hak ile batılın karıştığı zamanlarda doğruyu bulabilmenin aracıdır. Safları sıklaştırmanın, dostu düşmanı kullandığı kelimelerden tanımanın bahanesidir. Tam da hayırlı bir musibettir. Hiç bir kıvranmayı kabul etmeyip olduğu gibi görünmenin mecburiyetidir. 

Irak ve Suriye'de yaşananlar geçmişin faturasıdır. Onların dedeleri faturayı torunlarına ödetti. Bizim dedelerimiz zamanında ödediği için borç bırakmadı. Şimdi bu güzel memlekette yaşamanın bedelini ödeme vakti. Eğer biz ödemez, faturayı torunlarımıza bırakırsak, onların neler yaşayacağını görmek için komşu ülkelere bakmamız yeterli.

 

16 Temmuz 2016 - 21:30
Joomla Templates by Joomla51.com