By A Web Design

Baş-kan, baş-han...

 

Başkanlık tartışması memleket meselesi. Fikri olmayanın adamdan sayılmadığı, akıl vermenin ücretsiz olduğundan hareketle topa girmek farz oldu.

Tartışma iki sistem üzerinde yürüyor. Başkanlık ve parlamenter tesmiye edilen içi boş, miyadını doldurmuş kavramlar münakaşayı kavgaya çeviriyor. Ortada fol yok yumurta yok, koca koca titr sahipleri birbirine giriyor. Kimse kimseyi dinlemiyor, çok bağıranın haklı olduğunu sanıyorlar.

Tarih boyunca devletler kurulmuş, kimi büyümüş kimi doğumda ömrünü tamamlayıp yıkılmıştır. Toplumlar yaşadığı çağa uyum sağlayarak, evrilerek, yeniden doğup gelişerek günümüze kadar ulaşmıştır. Aslolan halktır. Bugüne ulaşan sistem ya da rejim olmamıştır. O halde miyadını dolduran kavramlar ve rejimler üzerinde tartışmak yerine maç izlemek daha akıllıcadır.

Devlet kurumu adalet üzerine bina edilir. Temeli ne kadar sağlam olursa ömrü o kadar uzun olur nokta. İnsanoğlunun olduğu yerde hiç bir sistem ölümsüz değildir. Yaşanılan çağa uygun kelimeler kullanmak, sistemler benimsemek, ihtiyaca uygun kurumlar oluşturmak şarttır. Geçmişe takılıp kalmak gericiliğin kelime anlamıdır. 

Kuvvetlerin ayrı olmasını önceleyen modern sistemlerde, meşruiyetlerini sağlayan iki ayak vardır. Bunlar seçim sistemi ve denge-denetim mekanizmalarıdır. Adil anayasa üzerine, objektif kriterler kullanılarak inşa edilen bu ayakların ismi değil işlevi önemlidir. Monarşi, cumhuriyet ya da herhangi bir sistemin iyi çalışabilmesi için temelinin sağlam ve konsensüsle atılması gerekir.

Kollar sıvanınca ilk iş seçim sisteminin çağa uygun yenilenmesi olmalıdır. Siyasi partiler, yönetim ve denetimin asli unsurları olarak, kurumsal yönden güçlendirilmeli, demokrasi önce buralara getirilmelidir. Devamında, yönetimi oluşturacak kurumların içerikleri ve ilişkileri, ihtiyaca binaen belirlenmeli, sınırları kalın çizgilerle çekilmelidir.

Tam katılımlı demokrasilerin olmazsa olmazı siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarıdır. Dar bölge yöntemiyle seçilen meclis, STK'lar aracılığıyla denetlenen vekiller sistemin temeli olmalıdır. Hükümetin belli bir süre için doğrudan halk tarafından seçilmesi, meclisin denge-denetiminde olması, güvenoyu ya da koalisyon gibi kavramların arşive kaldırılması gerekir. Yargı sisteminin toplum adına karar verdiğinden bahisle; meclis denetiminin olması, kendi içinde hiyerarşi ve denge mekanizmasının kurulması, üst yapının meclisin önerisi ve hükümetin atamasıyla gerçekleşmesi çağa uygundur. Meclis yalnızca yasa yapar ve sistemin bu yasa çerçevesinde yürütülmesini denetler. Hükümet, yasalar çerçevesinde yürütmeyi sağlar ve bu yetkisini kimseyle paylaşmaz. Her üç kuvvet toplum adına görev yaptıklarını unutmamalı, alan tacizinde bulunmamalı, aralarına kalın çizgiler çekmelidir.

Kuracağımız sistemin ismi yarışma sonucu referandumla belirlenmelidir(!). Sandığın, meclis için 23 Nisan 2020, hükümet için 29 Ekim 2018 tarihlerinde ve beş yıllık periyotlarla kurulması anlamlı olacaktır. Tarihimizin kilometre taşlarının unutulmaması sağlanmalıdır. Bugüne kadar onlarca devlet kurmuş ve yıkmış bir milletin ahvadı olarak, kültürümüzü erozyona uğratmadan yaşatmak, yeni kuracağımız sistemin ömrünü tayin edecektir.

 

5 Kasım 2016 - 01:30

Joomla Templates by Joomla51.com