By A Web Design

Adalet değil atalet yürüyüşü

Son günlerin modası oldu, 'adalet arayışı ya da yürüyüşü'. Ama eylemlerde aranan, istenen şeyin adalet değil 'atalet' olduğu dikkat çekici.

Basit bir mantık yürütmeyle bakıldığında, adaletin çok geniş bir kavram olduğu, yolda yürümekle veya boş konuşarak tesis ve temin edilemeyeceği söylenebilir. Sözlük anlamı hakkı gözetme olan adalet, yakın tarihten bugüne dünyanın hiç bir yerinde ve bu topraklarda tesis edilememiştir. Kişinin kendisine karşı adil olmasından tutun, eşler arasında, aile içinde, sosyal çevrede bireyler arasında ve toplum-devlet ilişkilerinde de bu sihirli kavram aranabilir. İngiliz anahtarı gibi her somuna uyar, maymuncuk gibi her kapıyı açar.

Okulda, işte, trafikte, alış-verişte vb. hayatın her alanında 'adalet' temel kavramdır. İnsan-insan, insan-hayvan, insan-doğa gibi bütün ilişkilerin bu temel üzerine inşa edilmesi insanlığın ortak ütopyasıdır. Kısaca, insanın olduğu her yerde ya da olmadığı tanrı katında da adalet mihenk taşıdır. 

Buradan itibaren günlük siyasete bakıldığında; uzun yürüyüşün altında, ödevini yapmayıp tembellik eden hayta öğrencinin, sınav günü ortalığı ayağa kaldırdığı ve bu amacını gizlemeye çalıştığı görülür. Hem dersini çalışmayıp hem de sınavdan iyi not istemenin normal hukuk sisteminde yeri yoktur. Burada yürüyüşü yapanlar, doğrudan muhataplar olsaydı, eylem anlam kazanırdı. Nitekim benzer bir çok eylemin sonuç aldığı en azından farkındalık yarattığı söylenebilir.

Öyleyse soru şu; kime, ne zaman, nerede, niçin gerekli ve adaleti kim verecek-dağıtacak. Eksik-fazla ya da bol kepçe dağıtımda hakkaniyeti kim gözetecek ve hesap soracak. Çerçeveyi geniş tuttuğumuzda, 'kim' zamirinin karşılığı 'Hükümet' olmasa gerek. Kör-topal da olsa demokratik bir rejimde cevap 'Yargı'dır. Hesap sormak ve bu tür tartışmaları 'Meclis'te yapmak için maaş alanların, işlerini sokağa taşımaları en naif tabirle müşteri kazıklamaktır. Hele yasal değişiklikleri yok saymak, anayasayı tanımamak tam anlamıyla aymazlıktır. Bu mihvaldekiler ya cahil ya art niyetlidir. Gizli ajandası olanların sinsi oldukları varsayılırsa, lider ve önde gelenler düpedüz siyaset cahilidir. Siyasetin kendi matematiği vardır ve her zaman iki kere iki dört etmez. Bu kural da her hesap uzmanından siyasetçi çıkmayacağının delilidir.

Hülasa, tabağı devirip yemeği dökmeyeceksin. Yoksa yere döktüğün yemeği yemek zorunda kalırsın. (Adalet mülkün temeli olduğuna göre, tabak yerine hukuk sistemini, yemek yerine de adaleti veya devleti koyabilirsiniz.)(Atasözü gibi oldu. Acaba böyle bir söz eden var mıdır?)

Joomla Templates by Joomla51.com