By A Web Design

Sardalyanın tenakuzu

 

 

 

 

Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar Karadeniz’in Batı kıyılarında bir sardalya yaşarmış. Kendini uyanık sanar ve büyük hedefler peşinde koşarmış. 

 

Kendinden büyük balık gördüğünde kıskancından çatlarmış. Palamuta özenip kendini şişirmeye çalışır, lüfer gördüğünde daha lezzetli olduğuna inanırmış. O kadar kibirliymiş ki adını 'Herkül' koymuş. 

 

Sardalyanın okyanusta ne işi var demeyin. Açık denizleri, okyanusları hayal eder, günün birinde buraların efendisi olmayı düşlermiş. İdeali uğruna herkesle işbirliği yaparmış. Köpekbalıklarıyla ortaklık kurmayı göze alacak kadar gözü karaymış. 

 

Yaşadığı yer dar gelmeye başlamış. Marmara’yı, Ege’yi derken Akdeniz’i dolaşmış. Oradan okyanusa açılmış. Takipçileri çoğaldıkça racon kesmeye başlamış. 'Efendi' lakaplı katil balinayla arkadaş olmuş. O günden sonra tutulmaz olmuş.

 

Efendi hiç doymuyor ve okyanusun abisi. Dişinden küçük Herkül'ü yemeyecek kadar açgözlü. Sardalya sürüsü için kullanışlı aptala ihtiyacı var. Herkül ise Efendi'nin artığından kendi hemcinsleri için cennet vaat eden bir uyanık. Çıkarları ortak ve çok iyi arkadaşlar. 

 

Gel zaman git zaman Efendi, semirmesi için Herkül'ü sürekli beslemiş. Kimseye yem etmemiş. Nice sazanlar, palamutlar, torikler, lüferler iyice yağlanan ve büyüyen bu sardalyayı yiyebilmek için birbirleriyle yarışmışlar. Koca koca balıklar küçücük sardalyayı mideye indirememişler. Kimisi hayata küsüp küçük denizlere kaçmış, kimisi Efendi'ye lokma olmuş.

 

Yediği önünde yemediği arkasında Herkül, sahte cennet vaatleriyle sürüsünü büyülemenin, takipçilerini fedaiye dönüştürmenin uzmanı olmuş. 'Okyanus büyük, orada boğuluruz' diyenlere 'korkmayın ben daha büyüğüm, kimse yanıma yaklaşamaz' diye telkinler vermiş. Göz önündeki balıkları hizmetine alarak diğer sardalyaları ve bilumum açgözlü sazanları peşine takmış. 

 

Okyanusta köşe bucak sardalya resifleri oluşmuş. Sardalyalar 'Buralarda bizim borumuz öter' diye hava atmaya hatta daha ileri gidip büyük balıklara kafa tutmaya, onları haraca kesmeye başlamışlar. İstedikleri olmazsa piranaya dönüşüyor, hedeflerini parça pinçik ediyorlarmış. Efendileri arkalarında olduğu müddetçe kimselerin onlara dokunmayacağını düşünüyorlarmış.

 

Koca koca balıklar toplantı üzerine toplantı yapıyor, plan üzerine plan kuruyor ama sardalya sürüsüne çare bulamıyormuş. Haraç ödemeyen torikler, uskumrular sardalyalara yem oluyormuş. Koskoca orkinos bile Herkül'ün hizmetine girmiş. Bunu gören diğer balıklar Herkül'ün her istediğine boyun eğmeye başlamış. Okyanustan güç alan Herkül, küçük denizleri tahakkümü altına almış, istediği gibi at oynatma başlamış. 

 

Bir gün uzun boylu bir hamsi çıkmış. Boyuna posuna bakmadan, tek başına sardalya sürüsüne dalmış. Önüne geleni altına almış ve nisbeten küçük bu sürüyü perişan etmiş. İnlerine çökmüş, Karadeniz’i Marmara’yı temizlemiş. Yakaladığını denizin dibine gömmüş, kaçanlar Ege’nin batısına, Akdeniz’in kuzeyine kaçıp canlarını kurtarmış. Bunu gören Herkül diğer sürülerini hamsinin üzerine salmış. Uzun boylu hamsi yanına kendisi gibi cengaver yoldaşlarını almış, piranalaşmış sardalya sürüsünü darmadağın etmişler.

 

Herkül korkuyla Efendi'den yardım istemiş. Efendi ne kadar katil sürüsü, it-kopuk varsa hamsinin üzerine salmış. Bütün hamsiler uzun boylu hamsinin yanında durmuş, gelen her tehlikeyi savuşturmuş. Büyük yaralar açılmış ama uzun hamsi yenilmemiş. İçerden hamsi görünümlü sardalyalar, dışarıdan köpekbalıkları, piranalar, envai çeşit katil balıklar bir olmuş hamsi sürüsüne galebe çalamamış. 

 

 

Hamsiler, birlikte olunca hiç bir gücün kendilerini yenemeyeceğini görmüşler. O günden sonra da gidecek yerlerinin olmadığını anlamış ve resiflerini ölümüne savunmaya and içmişler.

Joomla Templates by Joomla51.com