By A Web Design

Muhalefet ya da muhalife muhalefet

Bencillik, insanın doğuştan gelen bir özelliği. Bireyler arasında sirayet ettiği için bir tür sosyal hastalık denilebilir. Tribünde, trafikte ortaya çıkan magandalık, bir yönüyle bu özelliğin lümpen camiadaki tezahürüdür. Elitler arasında görülen şiddetli ihtilafta da egoizmin izleri vardır.

İnsanın sadece kendisini düşünmesi, paydaşlarını kollaması, kendisi gibi olmayanı dışlaması ve hor görmesi bencilliğin başka bir açısıdır. Tarafgirliğin  ortaya çıktığı, safların sıklaştığı kaçınılmaz bir durum vardır. Gözler körleştiği için karşılıklı olarak beğenmeme ve suçlamalar devrededir. Kendini beğenme, her yaptığını mükemmel addetme, eleştiriye tahammülsüzlük, başkasını küçümseme ve yaptıklarını değersizleştirme, karalama gibi ruh halleri tarafların ortak özelliğidir. Her şeye muhalefet ve her muhalife itiraz kısır döngü olarak birbirini büyütür.


Bir işi yapmak, bir eser ortaya çıkarmak güçtür ve emek ister. Bunun için bazen çok fazla çalışmak gerekebilir. Emek sarfetmeden üretim yapmak ancak hayal dünyasında olabilir. Uyanamayan, gerçek dünyada ayakları yere basmayanlar için her şey çok kolaydır. Dolayısıyla, bulunduğu yerden eleştiri yapan, hata ve eksik arayan, sorumluluk taşının altında eli olmayan tuzu kurulardır. Böyle ortamlarda iş yapmak akıl karı değildir. Yapılan işi kimse beğenmeyeceği için çaba boşunadır. Problemin değil de çözümün parçası olabilmek zordur. İnsanlar çözümü bir diğerinden beklediği için, herkes birbirine bakar. Diğer taraftan kayırmacılıkla işbaşına gelenlerin beceriksizce yaptıkları, işin eksikliği ve sonucun zararı çoğu zaman göz ardı edilir. Ataletin damarlarına işlediği bireyler, yükümlülüklerini unutan sorumsuzlar, işinin ehli olmayan uzmancıklar ve bunlardan medet uman bir toplumun kargaşa yaşaması doğaldır.
İmkanı elinde bulunduranların "ehil" kavramından ziyade "taraf"lığı sorgulaması, çıktıları kontrol etmeden sahiplenmesi ya da reddetmesi, sürecin yanlış yönetimidir. Bu durumda olması gereken eleştirinin doğru noktadan başlamasıdır. Aksi takdirde tartışma mecrasından çıkar, iflah olmaz bir ihtilafa dönüşür. Hep laf çakma telaşı, dinlemeden konuşma ve sürekli saldırı pozisyonu, çağa uyum sağlayamayanların benzer özellikleridir. Çünkü, iktidarla muhalefet yer değiştirdiğinde toplum adına bir iyileşme olmadığı, günlük siyasetin kavgacı üslubunun sahiplerinden bellidir. "Dün dündür" zihniyetinin hakim olduğu bir sahnede kısır çekişmelerin iflah olmaz döngüsü kimseye fayda sağlamaz.


Meclis ve benzeri uzlaşma ortamlarının şiddete bulaşması, söyleyecek sözü olmayanların basiretsizliğini göstermektedir. Bunun sebebi, farklı fikre tahammülsüz olanın, kullandığı okların kendisine döndüğünde çıldırmasıdır. Gürültünün büyüklüğü ise kavga iklimini besleyen ve buradan beslenen kişilerin çoğunluğu oluşturmasından kaynaklanır.


Modern kültürün gelişmediği toplumlarda eleştiriler yapıcı değil yıkıcı olmaktadır. Çağdaşlığın geliştirdiği bireyciliğin, etik değerlerden uzaklaşması bu tür arızaların yaygınlaşmasının sebebidir. Farklılıkların, toplumun zenginliği olması gerekirken kavga çıkarması, problemin derinleşmesini sağlar. Taraflar, hoşgörü ve empati eksikliğinden doğan tartışmalarıyla enerjilerini boşa harcar. İktidarıyla muhalefetiyle bir toplumun paranoyakça hareket etmesi hastalığın ilerlediğinin işaretidir.


Meyve verdiği için mi yoksa meyvesi ulaşılmaz olduğu için mi taşlandığı tartışmalı olan ağaçlar vardır. Misaldeki gibi, bazı insanlar çalışır, üretir bazı insanlar da her şeye muhalefet eder. Ya da bazıları kendisine verilen imkanları menfaatleri için kullanır, farklı olanları dışlar. İki kesim arasında ince bir çizgi vardır. Hatlar belirsizleştiği ölçüde ihtilafın şiddeti artar, kavgaya dönüşür. Sonuçta herkesin zarar gördüğü bir durum ortaya çıkar.

Adalı Dergisi 88. sayı - Ekim 2012

Joomla Templates by Joomla51.com