By A Web Design

Tüketirken tükenmeyelim

İnsan, ihtiyaçları sonsuz, talepleri sınırsız varlıktır. Buna mukabil, kaynakların kıt, üretimin sınırlı olması, çatışmayı kaçınılmaz kılmaktadır. Çatışma, toplumlar arasında bazen sıcak, bazen soğuk savaşa; üreten tüketen arasında stratejik pazarlamaya; bireyin iç dünyasında karar verme sürecine dönüşmektedir.


Her birey, tüketim sürecinde kendisine, ailesine, toplumuna ve çevreye karşı sorumludur. Bunun için de bilinçli davranış göstermesi gerekir.


Üretim araçları ve imalatın çoğalması, çeşitlenmesi, mal ve hizmet alternatiflerinin artması, tüketici tercihi nezdinde karışıklığa yol açabilir. Bilinçsiz tüketici, kötü niyetli tüccarın hilesine maruz kalabilir.


Tüketicinin bilinçlendirilmesi için 15 Mart 'Dünya Tüketiciler Günü' olarak kabul edilmiştir. Tüketici hakları da 4077 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanun maddesiyle yasalaştırılmıştır. Bu hafta vesilesiyle, seminerler yapılmakta, çeşitli etkinlikler düzenlenmekte, radyo-tv programları yayınlanmaktadır.


Tüketimin doğru yapılması, mikro ve makro ekonomik dengeler açısından önemlidir. Savurganlığın ve tasarrufun cari hesaplara etkisi yadsınamaz. Daha önemlisi, tüketim alışkanlığının insan bedeni ve ruhi sağlık üzerindeki etkileridir. Özellikle, pazarlama stratejilerine karşı tüketicileri uyarmak, kamuoyunu aydınlatmak gereklidir ve otoritenin görevidir.
Alışveriş merkezleri klasik çarşıların yerini aldığı için insan kalabalıklarını içine çekmeye çalışır; konumu ve mantığıyla, ağına düşenleri harcamaya zorlar. Buna ilaveten firma-markaların cazip kampanyaları ve süpermarketlerin satış taktikleri, reklam-mesaj bombardımanıyla maruz kalanı nakavt eder. Bireyler bu durumlara hazırlıklı olmalı, alışverişlerde ihtiyaca göre hareket etmeli ve ani kararlar almamalıdır.


Temel gıdalarda damak tadı ve fiyatlandırmaya ilaveten, tüketicilerin dikkat etmesi gereken bazı hususlar:
- Üretim ve son kullanım tarihleri,
- Brüt, net ve süzme ağırlık gramajları ile adet bilgileri,
- İçerik bilgileri, katkı ve tatlandırıcı oranları,
- Marka ya da firma iletişim bilgileri,
- Ambalaj durumu ve üretim izin bilgileri, özellikle merdivenaltı diye tabir edilen kaçak üretime karşı tüketicinin kendisini koruması için önemlidir.


Tekstil ve sair tüketimlerde parametreler çok farklı olduğu için beğeni ve bütçeye uygunluk kriteri geçerlidir.
Alışveriş merkezi ve süpermarketlerin tüketicileri etki altına aldığı noktalardan bazıları:
- Etkileyici reklam materyalleri,
- Kapalı mekan, canlı içerik,
- Çekici etkinlikler,
- Işık, ses ve koku efektleri,
- Insert ve bülten kampanyaları,
-- Çoklu alımda fırsat,
-- Ucuz hissi verilen dökme ürünler,
--Tadımlı ürünler,
-- Anlık ve günlük özel kampanyalar,
-- Kredi kartları ile birlikte yürütülen kampanyalar,
-- Değişik isimler altında, önemli gün kampanyaları,


Amaç, tüketicilerin daha fazla mal ve hizmeti daha hesaplı satın alması, daha fazla üretim ve daha fazla tüketimdir. Hep daha fazla, daha büyük, en büyük, en güzel?


Sadece tüketiciler değil, yaşayan herkesin bilinçlendirilmesi ve sorumluluklarının hatırlatılması gerekir. İnsanlar, ihtiyaçları kadar tüketmeli ve ihtiyaca cevap verecek kadar üretmelidir. Daha fazlanın, kaynak israfından öte faydasının olmadığı bilinmelidir. Doğada yaşayan canlılar sadece ihtiyaçları kadarını tüketirken, insanoğlu stok yapar. Yediği önünde, yemediği ardındadır. Popülasyonun bir kesimi fazla yemekten, büyük kesimi de açlıktan ölür ya da sürünür.
Türkiye'de, her gün 10 milyon ekmek, her yıl yaklaşık 539 bin elektronik artık çöpe gidiyor. Doyumsuzca alınan her fazla ekmek ya da gıda maddesi, hem sağlığı hem de bütçeyi bozuyor. Elektronik ürün furyası daha vahim. İstatistiklerde, vasatı 2000 TL olan yeni nesil cep telefonlarının ortalama kullanım ömrü bir yıl. Her gün 5,5 TLsini cihaza çalışan bir dar gelirli için hülyadan kabusa uyanmanın bedeli kredi kartı faciasıdır.


İnsanlar eğitim-öğretim sürecinden boş çıkar, reklam bombardımanına tabi tutulursa abondone olur. Özenti ve teşvik talep edilir, kanaat ve tasarruf unutulursa sosyal patlamanın zemini hazırlanır. 'Ne kadar üretim, o kadar tüketim' prensibine uyulmazsa dengesizlik başlar. Hem doğal, hem ekonomik?


Tek tek bireylerin dünya ölçeğindeki tüketim hareketleri de çevre felaketlerinin sebebidir. 20. yüzyılda dünya savaşlarının yol açtığı tahribatlardan biri de hiç kuşkusuz insanın zihin yapısında olmuştur. İhtiyaçtan fazlasını elde etme hırsı, umarsızca bir tüketim çılgınlığına dönüşmüştür. İnsanlık tarihi boyunca tüketilen kaynaklardan daha fazlasının son yüzyılda yok edilmesi, dünyanın dengesini bozduğu gibi, insanoğlunun akıl ve ruh sağlığını da tehdit etmektedir. Bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi ruhsuz, zevksiz, kodlarla hareket eden bir insanlık bizi beklemektedir.


Modern çağda 'ihtiyaç giderme'nin yerini alan 'tüketim' anlam itibariyle, tüketmek, yok etmek demektir. Yerine koymadan yapılan tüketim, tahribata, sonunda felakete yol açar. Yüzyıllar ötesinden süzülüp gelen bir Kızılderili atasözü der ki: 'Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, aç gözlü kişi (beyaz adam) paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.". Kimse suçlu aramamalı, herkes kendisine bakmalıdır.
Tüketirken dünyayı da tüketmeyelim.

 

Adalı Dergisi 93. sayı - Mart 2013

Joomla Templates by Joomla51.com